Skip to content
Tarihi Eserler ve Doğal Güzellikler

Çerkeş'in doğal güzellikleri arasında Örenköy Dereyayla mevkiinde bulunan mağaralar, orman içi dinlenme alanları, Işık Dağı (Sey Beli), Ilıca, Köse Hamamı ve Akbaş Çayı çevresi dikkati çekmektedir.Ayrıca çerkeşe 4 km uzaklıkta bulunan kısaç köyü de dokal güzelliklere sahip mesire yeri ve dinlenme alanlarına sahiptir dogal güzelligi hiç bozulmadan piknik yapıp dinlenmeye uygun çok güzel mesire yerleri de vardır.Ayrıca kısaç köyünde bulunan bir efsaneye sahip gelin kayasıda görülmeye deger bir noktadır.Kısaç köyü tarihtede bir çok padişahın gçiş noktalarındandır kesin oldugu bilinmesede 2.muradın bu bölgede konakladıgı ve bazı kalıntılar bırakdıgı bilinmektedir.Köyde rum mezarlarıda mevcut oldugu sanılmaktadır ve üç bölgede kimligi bilinmeyen üç şahsın türbesi mevcuttur.

İlçe merkezine 3 km mesafede bulunan Orman İşletmesi Fidanlık Müdürlüğüne ait bataklık ve sazlık alan, islah edilerek halkın piknik yapabileceği bir mesire yerine dönüştürülmüştür. Ziyaretçilerin ücretli olarak girebildikleri bu mesire yerinde Gökkuşağı Alabalığı ve Aynalı Sazan yetiştirilen 4 adet sun'i gölet, masa bank tipi oturma yerleri, ocaklar, çeşmeler, çocuk parkı ve tuvaletler mevcuttur. Ayrıca, içerisinde bir şark odası bulunan misafirhane ile değişik hayvanların bulunduğu mini bir hayvanat bahçesine sahip olan mesire yerinde sportif olta balıkçılığı da yapılabilmektedir.

Çerkeş-Kızılcahamam (Ankara) karayolu üzerinde bulunan bir başka dinlenme alanı ise, Çerkeş'e 20 km mesafededir. Işık Dağının kuzey yamaçlarında yer alan mesire yerinde masa bank tipi oturma yerleri, ocaklar, çeşmeler, otopark ve tuvaletler mevcuttur. İyi bir trekking alanı olan bölgenin içerisinden Çerkeş-Kızılcahamam karayolu geçmektedir.

Çerkeş evleri

Fişek Ali Konağı

Osmanlı-Türk mimarisinin tüm özelliklerini taşıyan ve tüm Çerkeş sathında varolan bu evlerin 1944 Gerede-Bolu depreminde tamamına yakını yıkılmış olup, günümüzde ancak bir kaç tanesi ayakta kalabilmiştir. Bunların da bakım ve onarıma ihtiyacı vardır. Bu evlerden bir tanesi -Fişek Alinin Evi- Çankırı İl Özel İdaresi tarafından satın alınmış olup, kısa bir süre (bakım onarım çalışmaları tamamlandıktan) sonra turizme açılacaktır.

Çerkeş evlerinin su basmanı, çoğunlukla kesme taştan, duvarları ise ahşap çatkı arası kerpiç dolgu olarak yapılmıştır. Çatılar mahallinde imal edilen oluklu kiremitlerle kaplanmıştır.

Bu evler genelde iki katlıdır, ilk kat ara kattır ve kışlık olarak kullanılmaktadır. Günlük hayatın geçtiği yer olan bu kat, yeme-içme ve oturma için kullanılır. Yazlık olarak düşünülen ikinci katlarda her evin bir baş odası vardır. Bu odalar diğerlerine göre daha geniş olup, ahşap işleme tekniğinin en güzel örnekleri ile donatılmıştır. Baş odalarda, birinci katın üzerine çıkma yapılarak oluşturulan ve 'şahniş' adı verilen çıkıntılar bulunur. Baş odaların tavanları göbekli ve çoğu kök boyalarla bezenmiştir.

Diğer odalar da oturmak için sedir veya 'peyke' denilen ahşap divanlar ile yatak, yorgan koymak için 'yüklük' adı verilen ahşap gömme dolaplar bulunur. Ayrıca 'abdestlik' denilen, el, yüz yıkama ve yıkanmak için kullanılan bir bölüm mevcuttur. Bu odaların en önemli yeri ocaklığı olup, kenarlarında lamba, mum koymak için kullanılan 'şinanay' adı verilen yerler ile 'gözgere' denilen ahşaptan yapılmış küçük gözler bulunur. Ocağın üstünde 'bacakaşı' denilen ve üzerine ufak tefek eşya konulmasına yarayan bir çıkma vardır.

Kemer köprü

Çerkeş kemer köprü

Kemer Köprü

Ulusu Çayı (Ulu çay) üzerinde bulunan Kemer Köprü'nün kesin yapılış tarihi bilinmemekle beraber Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1520-1566 yılları arasında yapılmış bir Osmanlı eseri olduğu tahmin edilmektedir.

Kesme taştan yapılmış üç adet kemeri olan köprü bundan dolayı Kemer Köprü olarak anılır. Eni 3.20 metre, boyu 50 metre olup, 50 cm yüksekliğinde kesme taştan korkuluğu olan köprünün yerden yüksekliği 5 metredir. IV. Sultan Murat döneminde Muradiye Camisi yaptırılırken tamir görmüş olan bu köprü'nün anahtar taşından, en son 1883 yılında tamir edildiği anlaşılmaktadır.

Mimar Sinan tarafından yapıldığı öne sürülse de bu durum kesin olarak belli değildir.

IV. Murat hamamı

IV. Murat tarafından Muradiye Camisine vakfedilmek amacıyla yaptırılmış , kadın ve erkekler için ayrı bölümleri olan tarihi bir hamamdır.

Erkekler kısmının 8.5 × 8.5 metre ölçülerinde ahşap olan soyunma yerinden iki kubbeli soğukluk kısmına, buradan da yine 8.5 × 8.5 metre ölçülerinde haç şeklinde planlanmış yıkanma yerine geçilmektedir. Yıkanma yerinin dört köşesinde 3 × 3 metre ebadında, üstü kubbeli birer halvet vardır.

Kadınlar kısmı zaman içerisinde hasar görmüş, soyunma yeri tamamen yıkılmıştır. Yıkanma kısmının önünde iki kubbeli bir kısımla, arka tarafında üzerleri kubbeli iki halveti vardır.

  • PİR-İ SANİİ HAZRETLERİ
  • ŞEYH MUSTAFA ÇERKEŞİİ (PİR-İ SANİİ)

Halvetiyye Tarikatının Şa’baniyye kolu Pir-i Sanii’si (ikinci piri) olduğu bilinmektedir. 1156 hicri (1743 miladi) yılında doğmuştur. 1229 hicri (1814 miladi) yılında vefat etmiştir. Çerkeş’te Kadınşah Camii bitişiğindeki türbede medfundur.

Babası Hacı Ali, Dedesi Vehbi Sultan, Abdulkadir Geylani hazretlerinin halifelerindendir. Vehbi Sultan’ın Horasan bölgesinden geldiği, Çerkeş’te yerleştiği rivayet edilir. Çerkeş yakınlarındaki mezarlıkta türbesi vardır.

Şeyh Mustafa Çerkeşi’nin Mürşidi (hocası) Safranbolu’nun Zora köyünde yatan Şeyh El-Hac Mehmet Zoravi’dir.

Pir-i Sani Hazretleri vefat ettikten bir süre sonra dergah yıkılmış. Hayır sahiplerinden Kadınşah tarafından cami yeniden yaptırılıp, Hazretin türbesi de onarılmıştır. Türbeyi onarma işini de Çerkeş vaizi Bahri Bey’in kayınpederi Hasan Usta yapmış.

Pir-i Sanii’nin Hayatından Menkıbeler

  • Pir-i Sanii Türbesi

    Pir-i Sanii Türbesi

    Çerkeş’in köylerinden Aliözü’nde oturan, hazretin halifelerinden (yahut pirdaşı) Şeyh Mustafa Efendi bahçesinde sebze sularken, Pir-i Sani hazretleri de Çerkeş’te Dergahının kapısı önünde dervişleri ile birlikte oturmuş konuşuyor, elindeki asayı bir şey karıştırır gibi çeşitli şekillerde hareket ettiriyormuş. Bir süre böyle yaptıktan sonra gülerek, dervişlere “içeri kaçın” demiş. Dervişler içeri girerken, havadan, büyükçe bir çamur parçası gelip dergahın duvarına çarpmış ve orada yapışıp kalmış. Pir-i Sanii hazretleri dervişlere hitaben: “Kardeşim Şeyh Mustafa bahçe suluyordu, ben de asa ile su yollarını bozuyordum. Birkaç defa yapma diye seslendi. Ben durmayınca bir kürek çamur alıp attı. İşte duvara yapışan bu çamur onun attığı çamurdur. Kardeşler arasında bazen bu gibi latifeler olur, demiş.
  • Yukarıda sözü edilen Şeyh Mustafa efendi, vakit vakit Çerkeş’e gelerek Pir-i Sanii Hazretlerini ziyaret edermiş. Yine bir gün Pir-i Sanii’yi ziyaretinde Şeyhin Ankara’da okuyan oğlu Osman Efendi ile karşılaşmış. Osman Efendi babasının bir köy şeyhi ile bu kadar derin ne konuşabileceğini küçümser bir şekilde içinden geçirmiş. Şeyh Mustafa Efendi bir soru sorar ancak Osman Efendi bu soruyu cevaplandıramaz. Bunun üzerine Pir-i Sanii Hazretleri oğluna: “Evladım daha olmamışsın, git tahsiline devam et” buyurmuş. Osman Efendi Ankara’ya dönmüş, sonunda Ankara Müftüsü olmuş.
  • Pir-i Sanii Hazretleri’nin Mahmut isminde bir hizmetçisi varmış. Bir gün Pir-i Sanii Hazretleri Çerkeş yakınlarındaki değirmenine giderken yolda rast geldikleri, köstebeklerin çıkardıkları topraklara asalarını dürterlermiş, bu topraklar altın olur, Mahmut’da arkalarından gizlice bu altınlardan alarak ceplerine doldururmuş. Dönerlerken Hazret, Mahmut’a hitaben : “Altını nede çok seviyorsun? Toprakları altın diye ceplerine doldurdun, bak ceplerinde ne var? demişler. Mahmut ceplerine bakınca, topraklarla dolu olduğunu görmüş ve boşaltmaya başlamış. Bunun üzerine: “Altına düşkün olmayanlara topraklar altın olur, altına düşkün olanlara ise altınlar toprak olur” buyurmuşlar.
  • Pir-i Sanii Hazretleri, sabah vakitlerinden önce kapıya gelen bir geyiğe binerek kaybolur, sabah vakti camide hazır bulunurmuş. Ayakkabılarının içinde her gün çöl kumu olur, hanımı da bu kumları bir torbaya saklarmış.

Pir-i Sanii Hazretleri dünyaya gelince, Vehbi Sultan diye bilinen ve Nakşibendiyye mürşitlerinden olan dedesinin kucağına verilmiş. Vehbi Sultan, torununu koklayıp, okşadıktan sonra ve kulağını ağzına yaklaştırarak dinledikten sonra : “Bu çocuk, halveti, halveti diyor. İnşaallah, Halvetiyye şeyhlerinin büyüklerinden olacaktır.” buyurmuş. Bu zatın sözleri, Şeyh Hazretlerinin Halvetiyye Tarikatının Şa’baniyye kolu ikinci piri ve müceddidi olmasıyla gerçekleşmiş; adlarına bir de Halvetiliğin Çerkeşiyye şubesi kurulmuştur. Bu şubenin son yarım asra kadar devam ede geldiği, geniş silsile tablosunda görülmektedir.

Pir-i Sanii Hazretleri’nin çocukları ve torunları

Şeyh Mehmet Efendi

“Büyük Deli Şeyh” diye bilinir. Birinci postnişindir. Tahir, Cüneyt, Mustafa, Muhyiddin, adlarında dört oğlu vardır. Mustafa’nın oğlu Mehmet beşinci postnişin olmuştur. Mustafa’nın kızı Zehra’dan doğan Şeyh Hüseyin Peykarcıoğlu son postnişindir.

Şeyh Hacı Mes’ud Efendi

İkinci postnişindir. Pir-i Sanii Hazretlerinin en küçük oğludur. Annesi Sultan Mahmud Adli’nin bağışladığı cariyedir. Şeyh Mehmet adında bir oğlu olup, “Küçük Deli Şeyh” diye tanınmıştır. Hac sırasında Mekke’den Medine’ye giderken Rabiğ’de vefat etmiştir.

Osman Efendi

Ankara’da yaşamıştır. İlim ve fazilet sahibi bir zat olarak yetişmiş ve Ankara Müftülüğü’nde bulunmuştur. Ahmet Refi ve Mehmet Tevfik adında iki oğlu olmuştur.

Emine Hanım

Pir-i Sanii’nin kızı olan Emine Hanım, dergahın imamı, Pir-i Sanii’nin halifelerinden Buharalı Şeyh İbrahim Efendi ile evlenmiş, kendilerinden Hacı Mustafa Efendi dünyaya gelmiştir. Çerkeş Müftülüğünde bulunan Hacı Mustafa Efendi Aksaray yakınlarında Sofular Camii’nin bahçesinde yatmaktadır.

Pir-i Sanii türbesi

Türbe ilçe merkezinde aynı isimli mescidin harimi dahilindedir. Bina moloz taşından harçla yapılmıştır. Ölçüsü 5 X 5 m. olan türbenin üzeri kubbeli, döşemesi tahtadır. içinde bir ağaç sanduka ve bunun etrafında demir parmaklıklar vardır.